Yazı Tahtası

Komün bireyleri ve transitçiler neler demiş acep?

19.08.1983 doğumlu, 25 yaşında. şu an yaşadığı yer İzmir.

Sokak kopeklerinden çok şikayet gelince Diyarbakır Belediyesi toplamış bütün sahipsiz kopekleri..

Ahali mutlu olmuş, sokakta başıboş gezen sürüler yok oldu diye, sonra bir gün bakmışlar ki kopeklerin hepsi kulağında bir zımba gene geziyorlar..

Belediyeyi aramış Vaho, yetkiliye 'Bu itleri neye saldınız böyle?' demiş.

Yetkili, hayvan haklarından söz etmiş ve "merak etmeyin hepsi aşılandı, kısırlaştırıldı" demiş.

Vaho feryat etmiş:

'Ha ula sizin izanınıza sıçam. Size bizi ısırıyler dedik. S.kiyler mi dedik.

wyatt666   05 Ağustos 2008 09:24  

raaaat ol dinsiz :D

uAReis   4 gün önce  

bi insanın 7 milyon tane etiketi olur mu yaf. her yerde görünce yazmadan edemedim.

devilfeed   29 Temmuz 2008 02:06  

her bi bokla ilgilenmeye kalkınca oluyor işte böle :D

açılması da iki saat sürüyor..pff

pjpjaylinfan   30 Temmuz 2008 00:34  

üç ay kadar bir süre yokum..

pjpjaylinfan   06 Temmuz 2008 21:43  

3 ay sonra gözüm görmesin seni yaşlanırsın sen püüüü

DrWeiskopf   14 Temmuz 2008 15:56  

nolduuu kpss kpak oldu demi nihohoh sesin çıkmaz işte böyle ben sana hayvan barınağı açıcam orda çalışırsın

DrWeiskopf   02 Temmuz 2008 22:28  

daya yirisn heaaa :D

DrWeiskopf   23 Haziran 2008 15:50  

ahh hemşom ahh puan kalmadı verdim sana helal bee

patica   22 Haziran 2008 02:39  

:)

hemşonuz teşekkürler eder o zaman efenimm.

pjpjaylinfan   22 Haziran 2008 02:49  

tezlerini çürütmeye çalışıyorum pjpj tavuk bu yani mangalda yanında buz gibi bir birayla fena gider pişirmeyelimde besleyelim mmi eheh hea onu annemler yapıyo zaten yumurta falan böyle : )

DrWeiskopf   20 Haziran 2008 17:40  

pişirmeyelim de besleyelim mi..

emin ol onun görüşünü alsaydın,
evet evet ben yenilmek istiyorum,salam sosis olmak, bonfile fileto vs olmak; sonra da dönüşüp direkt lağıma gitmek istiyorum derdi. evet evet aynen bunu derdi

pjpjaylinfan   21 Haziran 2008 01:33  

ya tamam bu barınaklar falan düzenlenmeli edilmeli de
o baştaki resim bana uymaz

bonfilesiz hayat hayat değildir!

YupaSama   18 Haziran 2008 13:10  

:)
onun adına pazarlama statejileri ve tuzaklar diyoruz işte.
neyse; önceliğimiz hayvanların nesne olarak görülmememesidir, kendi cinsimizde olduğu gibi hisleri ve düşünceleri bulunur; bunu öğrenmek için aşama kaydedelim yeter ki, çok ilerlemiş olacak o vakit insan türü.

pjpjaylinfan   18 Haziran 2008 18:41  

ama arnavut ciğeridir, tas kebabıdır, iskenderdir...
bunlarda olcak demi aşama kaydettiğimizde

YupaSama   19 Haziran 2008 09:17  

benzer ve de benzersiz şahane tatlar var et ürünü içermeyen. et sanayii var ya bundan nemalanan, çıkarlarını binbir baharat ve pişirme usülleriyle koruyorlar tuzaklarla.. bitki ve sebze sanayiisi et sanayiisi kadar geliştirilse bütün bu kıyımlar ve zulümler de kalkacak. et tadını veren bir sürü şey keşfettim işin içine girince. o alana girmeden bilemiyorsun tabii. ama önce bilinç lazım ve tabii kararlılık, karşı duruş gerekiyor ki devamı gelsin.

pjpjaylinfan   19 Haziran 2008 15:54  

olmaz öyle, biliyorum ben o dediklerinin bi kısmını
lezzetini de geçtim, yedikten sonra salgıladığı hormnon bile aynı değil...

Vejeteryan olmanın tek bi yararı olabilir. olaki bi zombi filmini yaşıosun, ısırıldın... Vejeteryan zombi olduğun için insanlar seni sevio falan

gerisi falan fıstık...

ama eziyet etmeden alalım bonfilesini, pirzolasını elbette

YupaSama   19 Haziran 2008 16:49  

manzara ilginç oldu tabii şimdi..

pjpjaylinfan   21 Haziran 2008 01:31  

lan benim resimlere laf ediyon senin koyduğun hayvan resimlerine bak peaah

DrWeiskopf   17 Haziran 2008 23:34  

bak şimdi dediğine..
ikisi çok farklı şeyler.
biri öldürmeyi teşvik ediyor; öteki hak gaspına karşı acil uyarı yapıyor.

pjpjaylinfan   17 Haziran 2008 23:49  

yok öyle bieşy ya bunu gören çocuk köepeğe şiddet uygulayabiir ana nasıl oluyoku lan bi deneyelim diye somuçta şiddet unsuru

DrWeiskopf   17 Haziran 2008 23:51  

:)

Biraz desteksiz oldu. zira 'nasıl oluyo ki lan' kısmı bugüne kadar sürekli gördüğümüz ve haberi gelen bir eylemdi.

pjpjaylinfan   18 Haziran 2008 18:37  

yoo gayet destekli bak benim içimden geldi mesela tavuğu hızarla kessek daha acısız mı olur mesela denemek lazım

DrWeiskopf   19 Haziran 2008 15:34  

tavuğu kessen ne olur kesmesen ne?
şiddetli bir acı ardından ölüm acısı içinde çırpınacak ve ölecek.
peki bunun nesi sır?

en basitinden ufak bir acı testi ister misin?
eline bir iğne batır bakalım canın nasıl yanacak.
kısaca sen işin dalgasındasın
ama benim eğlendiğim bir alan değil bu dostum.

pjpjaylinfan   19 Haziran 2008 15:55  

hayvanların akl olduklarından şüphem yok,ben de çok hayvan besledim zamanında ve gerçekten çok severim hayvanları...ama kargalarda özel bi durum olmalı yaa..yani öle hissediom,var de bana ya onlar çok zeki falan de ne bilim...

mutlaksifir   17 Haziran 2008 23:21  

(:

tamam, diyeyim, seni mi kırcam.. karga türünün nerdeyse tüm cinsleri çok zekidir arkadaşlar. karga hikayeleri hem gülmekten öldürür, hem de birlik oluşlarıyla ve birbirlerini kollamalarıyla insanı utandırır..

pjpjaylinfan   17 Haziran 2008 23:33  

ben kargaların çok özel olduklarını düşünüyorum..kargalara karşı ayrı bi ilgim var..sokakta bakıyorum bi kargaya çok dikkatli,hareketleri insan gibi sanki,sanki düşünüolar bizler gibi ya..çok ilginç gelio bana:)

mutlaksifir   17 Haziran 2008 22:42  

ilginç değil aslında insanlara benzemeleri..ya da şöyle diyeyim; sadece kargalarla da sınırlı değil bu zeka durumu. hayvanların da aklı var, tıpkı insan gibi durumu düşünebiliyorlar, hissediyorlar,seziyorlar,üzülüyorlar, seviniyorlar,depresyona giriyorlar ve hatta intihar ediyorlar.. yazık ki insanın sınırlı bilinci, çıkarcı ve faydacı işleyen görüş biçimi hayvanları nesne konumuna düşürme algısı yaratıyor. bu bir algı yanılması. yanlış algılama... kesince kanayan,acıyan bir hayvanı ya da yavrusunu yersem insan ve de insan yavrusunu da yemem ters değil. Her ikisi de et çünkü.
o halde hayvanları mal, eşya olarak görmekten vazgeçmemiz gerekiyor, kendi haklarımızı savunurken söylediklerimizle çelişmemek için.
ama yazık ki daha o raddeye gelemedik insan türü olarak.. öncelikle hayvanların yaşamlarına dokunmaktan ve hayatlarına kastetmekten vazgeçmesi gerekiyor insan türünün.

ve ayrıca evet, kargalar çok zeki hayvanlar..uzakdoğuda bir ülkede yaşayan kargaların, trafikte, gagalarından bıraktıkları cevizleri kırmızı ışıkta arabalar durunca yedikleri sıradan hale gelen ve gözlenen bir olaymış misal
:)

pjpjaylinfan   17 Haziran 2008 23:15  

sonunda benim gibi birini buldum.
seni görmek çok güzel=)

tatyana von zarovich   15 Haziran 2008 19:43  

Teşekkürler..
demek ki sen de bilinci açık nadir insanlardan birisin =)

pjpjaylinfan   15 Haziran 2008 19:55  

Canım bu arkadaşımıza yardımcı olalım , hayvanları koruyalım , kollayalım ...

http://lolipop.sosyomat.com/blog/1600124

Ercestbeau   12 Haziran 2008 18:31  

Umarım ilgilenen veya edinmek isteyen birileri çıkar.

pjpjaylinfan   13 Haziran 2008 00:27  

nesin sen yahu:D

queensryche   11 Haziran 2008 22:02  

heee tamam anladım:D

queensryche   12 Haziran 2008 02:13  

içim gitti varya fotolara :S :(

qLn   08 Haziran 2008 18:02  

hepsi gerçek.
biz insanlar yapıyoruz bütün bunları onlara..

bunun için lütfen herkes için biraz bilinç...

bgd.org.tr/

başlangıç için.

pjpjaylinfan   08 Haziran 2008 18:11  

deli kız :D

RiquElmee   07 Haziran 2008 02:26  

kendine bak sen önce

pjpjaylinfan   07 Haziran 2008 23:27  

forever münise :P :D

uAReis   01 Haziran 2008 00:04  

bana bu lakapla hitap etmesen bir de çok daha iyi olucek
:P

pjpjaylinfan   01 Haziran 2008 04:17  

slm
etiketlere
tşkler

asimetrick   29 Mayıs 2008 21:36  

münise bu galıba yenı :D baksana etıketler ıcın teşekkür edıo :D sen gene ıyısın kardeş bu yaratık varya bana ilk etıketını hayvanları koruma etıketı deılde kızlar bu cocuu kacırmayın dıye yazmıştır rahatsız ruh ikizim :P

uAReis   31 Mayıs 2008 18:39  

beni işfa edersin heee!
ulan senin bütüüüün saçlarını üçeer beşeer yolucam beğencek kız kalmıcak gör sen :P

pjpjaylinfan   31 Mayıs 2008 21:27  

Bir deniz kıyısında oturup, payıma düşen harika manzaranın tadını çıkarmaya çalışarak - her zaman olduğu gibi- görsel bir şölene dönüşen anlarını değerlendiriyorum günbatımının. Yeryüzü serüvenimde edindiğim deneyimler sonucu “yaşanmış en mutlu anlar” diye nitelendirdiğim gökyüzü, eşsiz bir tabloya dönüşerek an be an değişimini sürdürüp, akıp geçiyor gözlerimden.
Hayranlığımın gözle görünür bir hale geldiği bu saatlerde, Güneşin giderayak renkten renge soktuğu denizi, bulutları, ilerde görünen kayalıklarda dinlenen martıları ve o kayalıkların arkasından süzülerek zamanın ucuna yetişmeye çalışan yelkenli bir teknenin nazlı nazlı ilerleyişini seyrediyorum.
Giderek etrafımdan uzaklaşan gündelik seslerin yerini, dalgaların kumları usul usul içine çekerken çıkan fısıltılar alıyor
Şaşkın ve hayranım.

Birden bacaklarımda dolaştığını hissettiğim bir şey ürpermeme neden oldu. Ne olduğunu anlamak için bakışlarımı günbatımından ayırdığımda, bir kediyle göz göze geldim.
Yüzüme bakıyor toprak rengi gözleriyle.
Görüntümün onun için hiçbir şey ifade etmediğini biliyorum, gözlerime bakması ve kendime has kokum yeterli beni tanıması için.
Bacaklarıma sürtünmesine devam ederek, kendi kokusu ile benim kokumu bütünleştiriyor; bir kaç adım uzaklaşıp geri döndüğünde olası bir yabancılığın giderilmesi için gerekli bir işlem bu.
Sıradan, tekir diye tanımlanan bir kedi gibi gözükse de dikkat edildiğinde desenlerinin arasında -atalarının gelmiş geçmiş renklerini içeren- tutam tutam farklı tüycükler serpiştirildiği görülebilir.
Çıkarlarının sırrına ermiş bilgiçliği ile gözlerime bakıyor, başını okşuyorum. Mırıltıları mutlu olduğunu belirtircesine yükseliyor vücudundan.
Her canlı gibi özenle var olmuş, esnek bir bedeni olan sağlıklı, sevecen bir kedi o.
Toprak gözlü kedi diye sesleniyorum usulca.

Kedi ile aramda giderek gelişen sıcak duygular oluşuyor

Bir başka canlının daha bakışlarını üzerimde hissettim, aynı anda kedi yerinden zıplayıp kucağıma çıktı.
Ben kahkaha attım, bizi izleyen güzel gözlü kadın ani bir refleksle irkildi, kedi mutluydu, ben ona gülümsüyordum. Kadının bakışlarındaki dehşetin sebebinin ben mi, kedi mi, yoksa biz mi olduğunu düşünmüyordum o an.
Kediyi kadının şaşkın bakışları önünde sevmeye devam ettim.

Güzel gözlü kadının bebekliğine kadar dönüp, genç annesinin ev işlerinden bezdiği bir zamanda, uslu olup, kendisini rahat bırakması için bebeğine yüksek sesle dört ayaklı dostlarımız tarafından yenebileceği hatırlatılıp, korkutulmuş olabileceğini tahmin etmeden önce çok daha ötesini düşündüm.
Kadının ilk atalarından birisinin, o dönemin kedigillerinden birine av olma ihtimali yüksekti ve bu av esnasında ciddi bir uzuv kaybıyla sağ kalıp, yaşadığı dehşet anlarındaki duygularını ve nefretini kendi genlerine yükleyip, son torunu olan güzel gözlü bayana, değerli bir miras gibi nakletmiş olabilirdi.

Bakışlarındaki dehşetin ve o istemsiz irkilmenin nedenini sorsam şimdi kendisine “ Amaa çok pis hayvanlar, tüyleri de var” gibisinden bir cevap alacağımdan eminim.

Konu bu da değil.
İnsanın kendi dışındaki canlılara beslediği duygular ne garip. Neredeyse kendisine sorulup, fikri alınmadan yaratılmış bir Dünya’ya kırgın duruyor bazı insanoğlu.
Çoğu şeyin var olmasının gereksizliğine inanmış gibi davrananlar var “ Ah ben olsaydım bak nasıl yaratırdım, görürdünüz” der gibi.
Her neyse…
Kadının duyduğu tepkinin nedeni ben, toprak gözlü kedi; kısacası biziz.
Elinde olsa beni baştan yaratırdı ya da vazgeçerdi yaratmaktan. Keşke sevmeyi deneyebilseydi birçok şeyi. Harika bir manzaraya eşlik eden hoş duyguları kaçırdığından haberi yok.
Kedi, sevgi ihtiyacını tatmin etti ve ona verecek bir yiyeceğimin olmadığına da ikna olarak kucağımdan atladı, yanımdan uzaklaştı,
Kadın; sedefli, pembe rujlu dudaklarını büzmüş, tiksintiyle bakan bol rimelli gözleriyle kediyi takip ediyordu; kendisinden iyice uzaklaştığına emin olduğunda, diğer masada sohbet eden bayanların saç modelleri ve kıyafetleri ile ilgilenmek üzere yön değiştirdi bakışları. Kadınlardan biri daha gülümsüyordu uzaklaşan kediye bakıp, o esnada ufuk çizgisine yaklaşmıştı güneş.

“Hey bayan” diye seslensem birden güzel gözlü kadına.
“Hey bayan kullandığınız kozmetik ürünlerinde hayvan ölüsü var”
Kesinlikle beni soğuk bir bakışla süzer ve “Ee, iyi ya gebermişler işte! ” derdi eminim.
Ne işe yarar ki hayvanlar?
Ruj, krem, parfüm yapılmadıktan sonra, başka ne işe yararlar?
Kürk, çanta, ayakkabı ve çeşitli aksesuar yapılamayacaksa var olmalarının ne gereği var?
Hah, gülerim ekolojik dengesine ben bu Dünyanın!
Bu kadın toprağa da oturamaz şimdi, karıncalardan da korkuyordur.

Kadının geçmişini, geçmiş atalarını düşünürken, güzelim manzaranın ucuna yetişemedim.
Güneş battı.
Kedi, güneş ve mor renkli bulutlar yitip gitti gözden, günışığı yerini ölgün ışıklarını kırpıştıran, tek tük yıldızcıklara bıraktı.
Karanlığı ve ortasında Kaşıkçı Elması gibi parlayan Mars’ı seyretme vakti geliyor.
Mücevher madenlerinde çalışan, boğaz tokluğundaki işçilerin çalışma şartlarının zorluğunu ve haksızlığını düşünmeye başlamadan önce dönmeliyim eve artık.
Geç olmadan.

"Sedef Kandemir"

Ercestbeau   27 Mayıs 2008 19:38  

evet bak o daha güzel aslında:)
çünkü boşş:P

kan cicekleri   25 Mayıs 2008 16:02  

son not ekleyenler

yeniden eskiye doğru

  1. devilfeed
  2. patica
  3. YupaSama
  4. mutlaksifir
  5. tatyana von zarovich
  6. queensryche
  7. qLn
  8. RiquElmee
  9. asimetrick
  10. Ercestbeau
  11. kan cicekleri
  12. miau
  13. Marjorie
  14. alkadras
  15. rasss
  16. sklerenkima